İçerisinde Karasu'dan iki ismin yer aldığı Filistin Kara Konvoyu, Irak Hükümeti ile diplomatik görüşmelerin çıkmaza girmesi sonrası yolculuğuna son verdi. Konvoyda yer alan Hasan Şengül, dönüş kararının ardından yaptığı açıklamada, “Bugün geri dönüyoruz ama bir gün mutlaka yeniden gideceğiz” ifadelerini kullandı. Şengül, süreç boyunca kendilerine destek olan herkese teşekkür etti. Şengül açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

DİPLOMATİK TEMASLAR

“Avrupa’dan yola çıkarak Filistin’e ulaşmak amacıyla günlerdir yolculuğunu sürdüren Filistin Kara Konvoyu olarak, Kuzey Irak tarafında bulunan İbrahim Halil Sınır Kapısı’ndaki bekleyişimizi ve mevcut misyonumuzu bugün itibarıyla sonlandırarak geri dönme kararı aldık. Bu karar bir vazgeçiş değil; önümüzdeki bütün diplomatik yolların fiilen kapatılması sonucunda alınmış zorunlu bir karardır. Konvoyumuz, Avrupa’dan Türkiye’ye ve Türkiye’den Irak sınırına kadar tamamen sivil, barışçıl ve şiddetsizlik esasına dayanan bir misyonla ilerlemiştir. Türkiye rotasının tamamlanmasının ardından İbrahim Halil Sınır Kapısı’na ulaşılmış; gerekli işlemler gerçekleştirilmiş ve geçişimizin sağlanması amacıyla günler boyunca diplomatik temaslar yürütülmüştür.

GEÇİŞİMİZE İZİN VERİLMEDİ

Ancak yaklaşık bir haftalık bekleyişin sonunda geldiğimiz noktada; Irak merkezi yönetimi, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve Türkiye üzerinden yürütülen diplomatik temasların tamamı tıkanmış, konvoyun ilerleyebilmesini sağlayacak somut ve yapıcı hiçbir adım atılmamıştır. Türkiye ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi arasındaki mevcut seyahat ve geçiş düzenlemeleri çerçevesinde İbrahim Halil Sınır Kapısı üzerinden transit geçişimizin önünde engel bulunmadığı değerlendirilmesine rağmen, sınır kapısına gelişimizin ardından pasaportlarımız toplanmış ve geçişimize izin verilmemiştir. Daha da vahimi, konvoy katılımcılarının pasaport ve kimlik bilgilerinin İsrail istihbaratının eline geçtiğine ilişkin tarafımıza ulaşan bilgiler ve yaptığımız değerlendirmeler ciddi bir güvenlik endişesi oluşturmuştur.

SİYASİ İRADE ORTAYA KONMADI

Bu hususun bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulması gerektiğini özellikle ifade ediyoruz. Sürecin başından itibaren edindiğimiz bilgiler ve diplomatik temaslardan ortaya çıkan tabloya ilişkin değerlendirmemiz açıktır: İsrail’in Ürdün üzerinde, Ürdün’ün Bağdat yönetimi üzerinde ve Bağdat’ın da Irak Kürt Bölgesel Yönetimi üzerinde oluşturduğu siyasi baskının konvoyumuzun geçişinin engellenmesinde belirleyici olduğu kanaatindeyiz. Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı üzerinden diplomatik girişimlerin artırılması, Irak içerisindeki Arap, Kürt ve Türkmen aşiretlerinin ve kanaat önderlerinin devreye girmesi dahil birçok çözüm yolu denenmiştir. Buna rağmen Bağdat yönetiminden geçişimizi sağlayacak siyasi irade ortaya konulamamıştır.

IRAK ROTASI

Gazze için kürsülerde söylenen sözlerin, mesele birkaç yüz silahsız sivilin sınırdan geçirilmesine geldiğinde nasıl sessizliğe dönüştüğünü de burada yaşayarak gördük. Konvoyumuzun neden Suriye güzergahını kullanmadığı konusunda da kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini önemsiyoruz. Suriye üzerinden geçiş ihtimali değerlendirilmiş; ancak Şam yönetimi tarafından bize aktarılan güvenlik değerlendirmelerinde, Şam sonrasındaki yaklaşık 160 kilometrelik güzergahta İsrail yanlısı silahlı gruplardan kaynaklanan ciddi saldırı riskinin bulunduğu ve konvoyun güvenliğinin garanti edilemeyeceği bildirilmiştir. Bu nedenle Suriye güzergahından gerekli geçiş izni alınamamış, Irak tarafından yapılan davet ve mevcut şartlar sebebiyle Irak rotası tercih edilmiştir.

MÜSLÜMAN KAPILARDA DURDURULDUK

Bugün geldiğimiz noktanın bizler açısından en acı taraflarından biri şudur: Avrupa’da Hristiyan nüfusun çoğunlukta olduğu ülkelerin sınırlarını aşarak geldik; fakat Gazze’ye ulaşmaya çalışırken kendi coğrafyamızda, Müslüman ülkelerin kapılarında durdurulduk. Bunun muhasebesini biz değil, bugün Gazze adına konuşup iş somut bir irade ortaya koymaya geldiğinde susanlar yapmalıdır. Yaklaşık bir hafta boyunca İbrahim Halil Sınır Kapısı’nda bekletilen, taşkınlık çıkarmayan, güvenlik güçleriyle çatışmayan, şiddete başvurmayan ve hatta itirazını açlık grevi gibi tamamen sivil yöntemlerle ortaya koyan insanların önüne siyasi duvar örenlerin bu tabloyu kendi vicdanlarına anlatmaları gerekecektir. Biz üzerimize düşeni yaptık. Binlerce kilometre yol geldik. Kapıları zorladık ama hukuku çiğnemedik.

DAVIMIZDAN DÖNMEYECEĞİZ

Sesimizi yükselttik ama şiddete başvurmadık. Bütün diplomatik imkanları sonuna kadar kullandık. Şimdi dönüyoruz. Ama vazgeçmiyoruz. Filistin Kara Konvoyu’nun bu etabı burada sona erebilir; fakat bizim mazlumlarla dayanışma irademiz burada sona ermeyecektir. Filistin için yeniden yola çıkacağız. Ve bundan sonra yalnızca Filistin için değil, Doğu Türkistan başta olmak üzere dünyanın neresinde zulme uğrayan, sesi bastırılan ve yalnız bırakılan insanlar varsa onların sesini duyurmak için de yollar aramaya devam edeceğiz. Bugün olmazsa yarın. Bu sefer olmazsa bir sonraki sefer. Fakat eninde sonunda mazlumlarla aramıza örülen bu siyasi duvarların aşılacağına inanıyoruz. Biz dönüyoruz; davamızdan, sözümüzden ve vicdanımızdan dönmüyoruz. Ve herkes bilsin: Zalim, zulmüyle abad olmayacak.”